18 Mart 1871’de Parisli işçiler ayaklanarak kentin yönetimini ele geçirdiler ve tarihin ilk işçi özyönetimini bizlere miras olarak bırakmış oldular. 72 gün yaşayabilen Paris Komünü, işçi sınıfının 1917 Ekim Devrimi’ne doğru evrilen sınıf mücadelesi ve devrim pratiğinin müjdecisi oldu.

Düzenli ordulara karşı kenti barikatlarla savunan Paris Komünü kanla bastırılsa da işçi sınıfı devrimcileri için esin ve umut kaynağı olmaya devam ediyor. İşçi sınıfını tarihsel ve kurucu özne olarak gören bizler açısından Komün’ün 148. yıldönümünde ‘Merhaba’ diyerek yayın hayatına başlamak heyecan verici.

Komüncülerin ‘Sarı Yelek’li torunlarının Paris’in sokaklarında mücadeleye devam ettiği bu günlerde, üzerinde yaşadığımız topraklarda da Türkiye Sosyalist Hareketi’nin üzerindeki ölü toprağına ve sendikal hareketin hepimizin malumu durumuna rağmen işçi sınıfı mücadele etmeye ve direnmeye devam ediyor.

Kendimizi Dünya’nın dört bir yanında süregelen Komünizm mücadelesinin bir nüvesi olarak gördüğümüz için naçizane katkılarımızı sunmak, öncü işçilerin sesi olmak, ‘Üreten Biziz’ prensibini yaygınlaştırmak amacıyla sıvadık kollarımızı.

Komünistlerin ‘Ne yapılmalı?’ sorusunu sorma çabasını, işçi sınıfına ve emekçi halklara yeniden müjde ve umut vermesini, yeni bir dil arayışını, mevcut hata ve marazlardan çıkma arzusunu ve daha nice tartışacağımız konuyu önemsiyoruz.

Elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce, deneyimlerimiz el verdiğince ve ömrümüz yettiğince bu mecradan üretmeye çabalayacağız.

Paris Komünü bizlere rehber olmaya devam ediyor.

Komünizm heyulası dolaşmaya devam ediyor…