Hafif loş ışıklı, sobalı bir evde radyo açık, bir şarkı çalıyor;

 

Leylâ acep neden ses vermiyor feryâdıma
Kimsesizim bu yerde ben
Siz el verin imdâdıma
Susmayın bahçeler, bülbüller, goncalar
Leylâ’dan ne haber
Ben aşkın oldum hemdemi

Evdeki yaşlıca bir kadın başlıyor konuşmaya “Ah zaman… (bir nefes alıyor derince) Evvel zamanın birinde, etrafında ormanlar olan, uzanabildiğine yeşil giden, birkaç köknar ağacının yeniden uzamak için tomurcuklandığı, bazı sarmaşığın yaşlı ağaçlara dolandığı, ağaçlarına konan kuşların neşe ile öttüğü, kurbağaların derelerde vırakladığı, sineklerin havalarda uçtuğu, arıların çiçek çiçek gezdiği yerler varmış.” Garip sessizlik…
Bir çocuk “peki peki sonra ne olmuş”…


Sonrası yok tabii ki, bu bir kurgu…


Bence sonrasını hepimiz şöyle gerçekliğe dönerek, eski şarkılarımızdaki “kimsesizim bu yerde” derken kurgulayabiliyoruz ya da yaşıyoruz.
Cumartesi sabah 06.00’da kalkıp işe gelmişim ki bu altıncı gün, etrafımda bir şantiyenin sadece hafriyatından kaldırılan çamurla yapay olarak oluşmuş tepeler ve olmayan ağaçlar. Sonra Hani şarkıda “Leyla feryada ses vermiyor” ya zaten çıkacak sesi kalmıyor ki Leyla’nın… Yoğun çalışmaktan kurulamayan cümleler ağzımda düğümlenip kalıyor.
“Beyhûde mi çeksin gönül cefâyı

Beyhude mi yaşansın bu güzelim hayat, sonra sigaramdan bir nefes çekiyorum; gözüme yeşil çöp bidonlarına takılıyor, neden yeşil ki, çevresinde yeşil suni çim, çim yeşil olur, konteynırın etrafına birkaç tane dikilmiş küçük ağaç, sarı yeşil, orman o kalmadı hocam…
Aaa yeşil oldu etrafımız (!), gülüyorum kendi kendime, gelmek bilmeyen ilkbahara özlemle güneş görmeyen yüzümle etrafa bakıp sadece gülüyorum. Bazen de yolda servisle gelirken dikkatimi çekiyor ki gerçek olan tepeler bir sonraki gün yok olmuş, kaldırılmış, dağ burada dağ yok muydu, yoktu sanırım, kafam karıştı…
Söyleyin bahçeler Leylâ nerede, tepe nerede, Leylâ’m ağaçlar nerede, peki bu insanlar kim, hayatımızda on saat gördüğümüz ve o kadar üzün süre görmemize rağmen tanımadığımız. Aslında tanıyoruz şu an çünkü yoğun bir gündemle elimizde yeniden oy pusulası, sandıklar, “her şey güzel olacak” ya da “daha da güzel olacak”lılar olarak gruplaştık, tarafımız belli olsun şimdi yanlış olmasın. Sonuçta seçimlerden çıkan iradeden memnun olup hayata daha umutla bakarak gülümseyenler var artık. Peki işçiler nerede Leylâ’m, gündemde ben neredeyim?
Ufak bir güneş çıkıyor hemen çıkıyorum güneşe, yeni bir sigara ve onun dumanı, sanki daha az karamsar hayat. Leyla olarak yine gülüyorum yeşil çöp bidonuna. Sonra diyorum bir yerlerde umut var hatırlat kendine. Dünyayı sallayan küçük kız çocuğu geliyor aklıma, tamam tamam umut var, umut etmeye devam sonuçta biz değiştireceğiz dünyayı kimseden beklemeye gerek yok değil mi 🙂 ?