DİSK/Genel-İş Sendikası, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla neticelenmesi nedeniyle bugün (05.07.2019) Ataşehir Belediyesi’ne grev kararını asıyor. İşçi ve sendika düşmanı tavırlarıyla bilinen Ataşehir Belediye Başkanlığı ise boş durmuyor; işçilere zorla “Sendika Yönetiminin yönetim kurulu kararıyla almış olduğu grev kararının sandık kurulmak suretiyle onaylanmasını talep ediyorum.” şeklinde bir dilekçe imzalattırıyor.

Olası bir grev kararı için yakın tarihe bakmakta fayda var:

29 Mayıs Günü, Ataşehir Belediyesi’nde çalışma akışını bozmadan “Yasaya aykırı şekilde yapılan görev ve işyeri değişiklikleri derhal sonlandırılsın!” başlıklı bildiriyi dağıtan DİSK/Genel-İş Sendikası üyesi işçi ve temsilcilerine Belediye Başkanı Battal İlgezdi koruma ordusuyla saldırıyor ve “Kim lan bu bildiriyi dağıtan” diyerek küfür etmeye başlıyor. İlgezdi’nin korumaları işçi ve temsilcileri ite kaka Belediyeden dışarı çıkarıyor.

Çok değil bir gün sonra ise DİSK/Genel-İş Sendikası yöneticileri Ataşehir Belediyesi yönetimi ile bir toplantı yaptıktan sonra görmüş olduğunuz ‘samimi’ fotoğraf eşliğinde şu açıklamayı yapıyor:

Ataşehir Belediye Başkanı Sayın Battal İlgezdi ve Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Hışman ile yapılan görüşmede kendilerinin de katkılarıyla toplu sözleşme ilk oturum tarihi belirlenmiştir, tüm Ataşehir işçileri için hayırlı olsun. İlk oturum 18 Haziran 2019

Ataşehir Belediye Meclisi Haziran ayı birinci oturumunda Battal İlgezdi, pervasızca ve küstah bir şekilde aynen şu sözleri sarfediyor:

Bir devlet kurumunda her önüne gelen istediği şekilde bildiri veya benzeri şeyleri izinsiz yapamaz dağıtamaz. Bu etik ve ahlaklı değil. Neden dağıtıyorsunuz nedeni nedir diye sordum. Maaşla ilgili değil sadece yer değişikliği ile ilgili olduğunu söylediler. Bizim yerimizi değiştiremezsiniz. O zaman gelin belediyeyi siz yönetin dedim. Böyle bir şey yok. Burayı kim seçilmişse o yönetir. Sen de sendikacıysan adam gibi orada çalışanın haklarını koruyacaksın. Burası kimsenin tekkesi değil. Burası bir devlet kurumu herkes kendi işini yapmakla mükelleftir. Bunun için yaptığım toplantıda herkes kendi işini yapsın. Dağıtım yapılmasın diyorlar. Öyle bir şey yok. Burası bir kurumdur. Kurumun kendine göre kuralları vardır. İhtiyaç duyulan yere eleman görevlendirilir. Bunda bir engel yok. Kalkıp diğer ilçelerden adam getirip belediyenin içinde bildiri dağıtıyorsun. Bunun için müdahale ettim. Kim olursa olsun gözünün yaşına bakmam. Devletin emniyeti, polisi vardır. Atın bunları derim, atmazlarsa ben kendim atarım olay bu kadar basit. Sözleşmelere saygı duyan bir belediye başkanıyım. Ama sendikacı örnek olmalı.

İşbu saldırı öncesinde belediyede neler yaşanmıştı hatırlayalım…

Ataşehir Belediyesi bu olaydan iki ay önce bazı işçilerin maaşını ödememişti. Sonraki ay ise para olmadığı gerekçesi ile tüm şirket işçilerinin maaşını çok geç ödemişti. Sendika ile bu sürtüşme yaşanınca maaşlar gününde yatırıldı.

Yine yaşanan bu olay öncesinde işçilerin yer değişiklikleri, işçinin statüsünü değiştirme gibi işlemler rahat rahat yapılıyorken sonrasında durdu. Toplu sözleşme için masaya oturulurken böyle bir tablo vardı. İşçiler genel olarak çekiniyorken, sendikacılar da sürece zarar gelecek diye aşırı temkinlilerdi.

Böylesi bir sürecin ardından uyuşmazlık neticesinde asılıyor grev kararı. Bir yanda işçi düşmanı, Türk Metal Sendikası’nın Başkanı gibi davranan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, diğer yanda belediye başkanlarının patron olduğunu görmezden gelen DİSK/Genel-İş Sendikası yönetimi ve arada da zorla evrak imzalattırılmaya çalışılan, çekingen ve örgütsüz Ataşehir Belediyesi işçileri.

Ataşehir Belediyesi yönetimine; haddini bilmesi gerektiğini, bu işçi düşmanı politikaların karşısında örgütlü bir işçi sınıfını ve bu işçileri asli, kurucu, tarihsel özne olarak gören Devrimcileri hatırlatmak gerekir.

Sendikaya da; azıcık direnince patronun geri bastığını, taviz vermek zorunda kaldığını, aslolanın üye işçilerin haklarını korumak olduğunu ve işçilerin sendika yönetimini kazanabilmek açısından delege savaşlarında birer kelle olmadıklarını hatırlatmak gerekir.

İşçilere ise; geçen sene KHK ile işten çıkarıldıktan sonra kurdukları kendi öz örgütü olan Ataşehir İşçi Meclisi’ni, örgütlü olduklarında fillerin ezdiği çimen olmaktan kurtulduklarını, grevi TİS görüşmeleri uyuşmazlığı veya yasal formalite olarak değil üretimden gelen gücü olarak benimsemelerinin önemini ve direnmenin güzelliğini tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var.

Sendikaların koltuk ile özdeşleştiği, çok az sayıda sendika dışında tamamına yakınının işçi sınıfının çıkarına hareket etmediği, işçilerin sendikalara güveninin kalmadığı ve sendikacıların patronlarla arayı çok iyi tutmak için çabaladığı şu günlerde grev denilen silahın içinin boşaltılmasına müsade edemeyiz. Şayet işçiler ‘GREV’ diyorsa yanlarında durmak boynumuzun borcudur elbette. Ancak bu duruş örgütlü sendikanın politikalarını eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmez.

Yarın öbür gün “Grev başarıyla sona erdi” diye bir haber çıktığında şaşırmayalım diye bu hatırlatmaları yapıyoruz. Taraflara güvenmiyoruz. İşçi hareketine güvenimiz ise sınıf bilincini kavradığında ve sosyalist hareket ile meczolma (iç içe geçme) halinde tam olacaktır.

Açıktan tavsiyemiz olsun; sevgili Ataşehir Belediyesi İşçileri, birleşin, örgütlenin, kendi meclisinizi tekrar kurun ki olaylar dışınızda gelişmesin, sendikanıza da sahip çıkıverin…

Adalet işçilerin meclisinden doğacak!

Tamer Doğan

BY:

av.tamerdogan@gmail.com

Ötekilerin Hukuk Bürosu'nda avukat