3 Mayıs 1944, tutuklanarak hapse konan Nazi propagandisti faşistlerin boş bir demagoji günü olarak Dünya Türkçüler Günü olarak kutlamalarına vesile oldu.

İkinci Dünya Savaşı devam ederken Türkiye’de serbestçe devam eden Nazi Almanyası propagandası, devlet tarafından da açıkça desteklendi. Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Erkilet Almanların Kırım Cephesini ziyaret edip, savaşın kesinlikle Almanların zaferiyle sonuçlanacağı yolundaki raporları, Ankara’da memnuniyetle karşılanırken, ve Alman Büyük Elçisi Von Pappen’in çabalarıyla desteklenirken; Cumhuriyet Gazetesi “Muzaffer Nazi Ordusu Kiev’i ele geçirdi” manşetleri atabiliyordu.

Almanya’ya savaş esnasında silah sanayisinde stratejik öneme sahip Krom madeni satan Türk hükümeti, ve onun içerideki Nazi hayranı destekçileri Turancı Nihal Atsız, Remzi Oğuz Arık ve Alparslan Türkeş tarafından hararetle desteklendi.

Türk ilericiliği bu Nazi propagandasına Niçin Sovyetler Birliği’nin Dostuyum (Suat Derviş) ve En Büyük Tehlike (Nazım Hikmet) broşürleri ve Mihri Belli’nin İstanbul Üniversitesi’ne astığı “Saraçoğlu Faşisttir” pankartlarıyla cevap verirken, bir yandan da İstanbul Yüksek Tahsil Gençliği’nin yürüttüğü anti-faşist faaliyetlerle de kitle çalışması örgütlüyordu. Tan Gazetesi ise anti faşist çizgisiyle savaş zengini burjuvaları ifşa ederken bir yandan da basına hakim olan savaş yanlısı propagandayla mücadele ediyordu.

Dönemi Edebiyatta en iyi anlatan iki yapıt Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” romanı ile Samim Kocagöz’ün “Onbinlerin Dönüşü” adlı eserleridir.

3 Mayıs 1944 tutuklamaları, 2. Dünya Savaşı’nın Sovyetler Birliği ve müttefik emperyalistler tarafından kazanılacağı görüldükten sonra yapılmıştır. Bu manada Nazi propagandasının yerli işbirlikçilerinin devrinin geçici olarak kapandığını göstermesi bakımından önemlidir. Ancak bu tutukluluk uzun sürmeyecek Soğuk Savaşın başlamasıyla birlikte aynı faşist gruplar bu kez örneğin Tan Gazetesi baskınında kullanılacaktır.

Ümit Özdemir

BY:

ozdemir72@gmail.com

Uzman Kütüphaneci